Perşembe
-3.3 °
Cuma
-4.8 °
Cumartesi
-0.9 °
Mevzuya nereden ve nasıl başlayacağım konusunda epey bir kafa patlattım…
Çünkü, sıradan bir başarı öyküsü olmadığı için, açıkçası zorlandım…
Sporculuk, antrenörlük ve başkanlık…
Türkiye’de olimpik branşlar içerisinde başka bir örneği var mı, bilemiyorum…
Kimden mi bahsediyorum…
Tabi ki, Halter Federasyonu Başkanı, hemşerimiz Talat Ünlü’den…
Talat Ünlü gerçek bir halter gönüllüsü ve hayatını bu spora adamış koca yürekli bir adam…
6 çocuklu ailenin 4. Çocuğu…
Halterle okul yıllarında tanışmış…
Onun haltere başlama hikayesi de, efsane boksör Muhammet Ali’nin mahallede yediği bir dayaktan sonra boksa başlaması ya da dünya şampiyonu pehlivanımız Mersinli Ahmet’in çocuk yaşta 100-150 kiloluk un çuvallarını tek başına kaldırmasından dolayı güreşe başlama hikayesi gibi…
Halterle tanışması tamamen tesadüf eseri…
Ortaokulda sınıf arkadaşlarının haltere gittiklerini öğrenince arkadaşlarına, “beni de götürün” demiş ve böylece 1978 yılında halter salonunu adım atmış…
Haltere birlikte başladığı arkadaşlarından ikisi doktor, birisi makine mühendisi, birisi ziraat mühendisi, birisi ise Konya’da tanınmış bir esnaf olmuş…
İsmini saydığı, daha doğrusu kendisini halterle tanıştıran arkadaşları başka alanlara yönelirken, haltere devam eden tek kişi Talat Ünlü olmuş…
Sporculuk hayatında Türkiye şampiyonlukları ve rekorlarının yanında uluslararası şampiyonalarda da derece yapmış…
Faal sporculuğu bıraktıktan sonra yetiştirici ve yarışmacı bir teknik adam olarak haltere hizmet etmiş…

Sonrası mı?
İki dönemdir Federasyon Başkanlığı koltuğunda oturuyor ve iyi işlere imza atarak Türk halterine dokunmaya devam ediyor.
Yukarıda da altını çizdiğim gibi, hayatını haltere adamış bir spor adamı…
Yukarıda Allah var, Talat Ünlü başkan seçildikten sonra halter silkindi, oldukça toparlandı…
Bir kişilik kazanmaya başladı…
Önceki dönemlerdeki, barın ve ağırlığın altında kalma devri, onunla birlikte kapandı…
Allah nazardan saklasın, Naimler ve Haliller gibi olmasa da muadilleri geliyor…
Naim ve Halil gibileri dünyaya zor gelir…
Bu da bir realite…
Mevzuyu daha fazla uzatmadan söyleşiye başlayalım en iyisi…
Şunu da söylemeden geçersem kendime haksızlık etmiş olurum…
Talat Ünlü için sporculuğu, antrenörlüğü ve başkanlığa adım attığı ilk gün ne yazmış ne söylemişsek bugün de aynı şeyleri söylüyor, yazıyoruz…
Tabi ki, bir farkla…
Talat Ünlü’ye duyduğumuz güvenin üstüne artılar eklemiş olarak.
R.ÇINAR: Halter sizin için neleri ifade ediyor. Uyku hariç gününüzün yarısından fazlası halter ile geçiyor diye biliyorum. Durum böyle olunca özel hayatınız yok gibi, Özel hayatınızda neleri özlüyorsunuz.
TALAT ÜNLÜ: Halter benim için sadece bir spor dalı değil; bir yaşam biçimi, bir duruş ve bir sorumluluktur. Gençlerimize doğru yolu göstermek, Ay-Yıldızlı bayrağımızı uluslararası arenada en iyi şekilde temsil etmek ve Türk halterinin geçmişten gelen büyük mirasını daha da ileriye taşımak adına verdiğim bir emektir.
Günümün büyük bir bölümünü halterle geçiriyorum. Bu yoğun tempo ister istemez özel hayatı ikinci plana itiyor. Ancak bu bir tercih; çünkü bu görevi layıkıyla yapabilmek fedakârlık gerektiriyor. Tabii burada fedakârlık yapan yalnızca kendiniz olmuyorsunuz.
Bugünlere gelmemde; hayatımın her döneminde yanımda olan, üniversite eğitimini halter ihtisas alanında tamamlamış, benden önceki dönemlerde Kadınlar Milli Takımlarında Antrenör ve Teknik Direktörlük yapmış, Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında başarılar kazanmış kadın sporcular yetiştirmiş, sabrı, inancı ve desteğiyle bana güç veren kıymetli eşim Serap ÜNLÜ’nün emeğini ve fedakârlığını anmadan geçmem mümkün değildir.
Özel hayatımda en çok sevdiklerimle plansızca bir araya gelip vakit geçirmeyi özlüyorum. Ama şunu da gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; sporcularımızın başarısı, onları madalya kazandıklarında kürsüde görmek, İstiklal Marşımızı okuturken bayrağımızın dalgalandığını görmek, tüm bu özlemlerin karşılığı oluyor. Çünkü bu yol, gönül verilmeden yürünecek bir yol değildir.
RECEP ÇINAR: Türkiye Halter Federasyonu Başkanı olarak ikinci dönemdesiniz, nasıl geçti ve planlarınızı hayata geçirebildiniz mi?
TALAT ÜNLÜ: Türkiye Halter Federasyonu Başkanı olarak ikinci dönemimdeyim. Geride kalan sürece baktığımda; yoğun, sorumluluğu yüksek ama bir o kadar da gurur verici bir dönem yaşadığımızı söyleyebilirim.
İlk dönemimizde daha çok yapısal sorunları tespit etmeye, sistemi yeniden kurmaya ve güven ortamını tesis etmeye odaklandık. İkinci dönemde ise bu temelin üzerine somut projeler koyarak, planladığımız hedefleri birer birer hayata geçirmeye başladık. Altyapıdan milli takımlara, antrenör eğitimlerinden sporcu gelişimine kadar birçok alanda önemli adımlar attık.
Ulusal ve uluslararası arenada elde edilen başarılar, doğru bir yolda olduğumuzun en net göstergesi. Sporcu sayımızın artması, genç yeteneklerin sisteme kazandırılması ve Türk halterinin yeniden güçlü bir ivme yakalaması, planlarımızın sahaya yansıdığını gösteriyor.
Halter, sürekli emek ve istikrar isteyen bir branş. Önümüzdeki süreçte de sürdürülebilir başarıyı kalıcı hale getirmek, altyapıyı daha da güçlendirmek ve Türk halterini dünya ölçeğinde hak ettiği noktaya taşımak için aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.
RECEP ÇINAR: Göreve geldiğinizde neredeyse Milli Takımı Oluşturamaz durumdaydınız. O günden bugüne Milli Takımlardaki gelişimi anlatır mısınız?

TALAT ÜNLÜ: Göreve geldiğimizde, açık konuşmak gerekirse milli takımlarımızı oluşturmakta ciddi zorluklar yaşadık. Sporcu havuzumuz daralmış, altyapı yeterince önemsenmemiş, sistemli bir planlama ve sürdürülebilir bir yapı oluşmamıştı. Hatta bazı dönemlerde, milli forma altında yarışacak kadroyu tamamlamak dahi büyük bir mücadele gerektiriyordu.
Aradan geçen süreçte bu tabloyu adım adım değiştirdiğimizi söyleyebiliriz. Öncelikle altyapıyı çok önemsedik, Yıldızlar ve gençler kategorilerinde sıklıkla Milli Takım kampları düzenledik, antrenör eğitimine özel önem verdik. Bu sayede sadece bugünü değil, geleceği de planlayan bir yapı oluşturduk.
Milli takımlarımızda liyakat, performans ve süreklilik esas alındı. Sporcularımız düzenli kamplarla uluslararası standartlara uygun şekilde hazırlandı. Bilimsel antrenman, disiplin ve takım ruhu ön plana çıkarıldı. Bunun doğal sonucu olarak da sporcu sayımız arttı, kadrolarımız genişledi ve rekabet seviyesi yükseldi.
Bugün geldiğimiz noktada ise milli takımlarımız artık kadro kurmakta zorlanan değil; aksine her sıklette alternatifli, hedefi olan ve uluslararası arenada ülkemizi gururla temsil eden bir yapıya kavuşmuştur. Avrupa, Dünya ve uluslararası turnuvalarda alınan dereceler, bu gelişimin en somut göstergesidir.
Kısacası, yok denecek kadar zor şartlardan; öncelikle bakanlığımızın destekleri ile planlı, güçlü ve geleceğe güvenle bakan milli takımlar seviyesine ulaştık. Bu başarı; Haltere önem veren kulüplerimiz, sporcularımızın emeği, antrenörlerimizin fedakârlığı ve halter camiamızın birlik ve inancının bir sonucudur
RECEP ÇINAR: Spor teşkilatı ile iş birliğimiz nasıl?
TALAT ÜNLÜ: Spor teşkilatımızla iş birliğimiz son derece güçlü, uyumlu ve karşılıklı güvene dayalı bir şekilde yürümektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığımız başta olmak üzere, ilgili tüm kurumlarla sürekli iletişim ve istişare halinde hareket ediyoruz.
Federasyon olarak attığımız her adımda, sporun gelişimini merkeze alan ortak bir vizyonla ilerliyoruz. Sporcu yetiştirme süreçlerinden tesis imkânlarına, organizasyonlardan uluslararası temsil gücümüze kadar pek çok konuda teşkilatımızın desteğini her zaman yanımızda hissediyoruz.
Bu uyum, sahaya da net bir şekilde yansıyor. Planladığımız projelerin hayata geçirilmesinde, milli takımlarımızın hazırlık süreçlerinde ve elde edilen başarıların sürdürülebilir olmasında spor teşkilatımızla kurduğumuz bu güçlü iş birliğinin payı büyüktür.
Özetle; hedeflerimiz ortak, yolumuz aynı. Türk sporunun ve halterimizin daha ileriye taşınması adına, Gençlik ve Spor Bakanlımızın, Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğümüzün tüm birimleri ile el ele vererek kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz.
RECEP ÇINAR: Uluslararası Federasyonlarla ilişkileriniz nasıl? Türk halterinin dünyadaki yeri neresi?
TALAT ÜNLÜ: Uluslararası federasyonlarla ilişkilerimiz açık, yapıcı ve karşılıklı saygıya dayalı bir zeminde ilerliyor. Dünya Halter Federasyonu (IWF) ve Avrupa Halter Federasyonu (EWF) başta olmak üzere, tüm uluslararası paydaşlarla düzenli iletişim halindeyiz. Türk halterinin kurumsal duruşunu, disiplinini ve sportif gücünü her platformda en iyi şekilde temsil etmeye özen gösteriyoruz.
Türk halteri, geçmişten bugüne dünya çapında söz sahibi olmuş, Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu gibi 3 defa olimpiyat Şampiyonu olmuş, Sayısız Dünya ve Avrupa Rekorlarını kıran şampiyonlar yetiştirmiş köklü bir gelenekten geliyor. Bugün de bu güçlü mirasın verdiği sorumlulukla, yeniden yükselen ve güven veren bir konumdayız. Sporcularımız kürsüye çıktığında artık sadece bireysel başarıdan değil, sistemli ve sürdürülebilir bir yapının ürününden söz ediliyor.
Uluslararası arenada Türk halteri; mücadele gücü yüksek, disiplinli, saygı duyulan ve sonuç üreten bir ülke olarak görülüyor. Hedefimiz, bu itibarı daha da yukarı taşımak, karar mekanizmalarında daha etkin olmak ve Türk halterini dünya halterinin yön veren ülkeleri arasında kalıcı şekilde konumlandırmaktır.
Kısacası; Türk halteri dünyada yeniden güçlü bir ses olmaya başlamış durumda ve bu sesi daha gür hale getirmek için uluslararası alanda aktif, ilkeli ve kararlı bir duruş sergilemeye devam ediyoruz.
RECAP ÇINAR: Türkiye'deki sporcu profilimiz ve gelişimimiz nasıl? Sporcu sayımız yükselişte siz ne söylersiniz?
TALAT ÜNLÜ: Türkiye’deki sporcu profilimize baktığımızda; genç, istekli ve gelişime açık bir yapının giderek güçlendiğini net bir şekilde söyleyebilirim. Haltere ilgi duyan yaş grubunun aşağıya inmesi, altyapının genişlemesi ve illerimizde yapılan çalışmalar sporcu havuzumuzu her geçen gün büyütüyor.
Evet, sporcu sayımız belirgin şekilde yükselişte. Ancak bizim için asıl önemli olan sadece nicelik değil, niteliktir. Bu nedenle yetenek taramaları, yaş gruplarına uygun eğitim modelleri ve bilimsel antrenman yaklaşımlarıyla sporcularımızı daha sağlıklı ve planlı bir gelişim sürecine dahil ediyoruz.
Son yıllarda altyapıdan milli takımlara uzanan daha sistemli bir geçiş sağladık. Gençler, yıldızlar ve ümitler kategorilerinde elde edilen başarılar, doğru bir sporcu profili inşa ettiğimizin göstergesidir. Aynı zamanda kadın sporcu sayısındaki artış ve bu alandaki uluslararası başarılar da gelişimin önemli bir parçasıdır.
Özetle; Türk halterinde sporcu sayısı artıyor, profil gençleşiyor ve kalite yükseliyor. Hedefimiz, bu yükselişi sürdürülebilir kılmak ve bugün yetişen sporcularımızı yarının olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonları olarak kürsüde görmektir.
RECEP ÇINAR: Türk halterinin ve sporunun belası doping ile mücadele konusunda neler yapıyorsunuz?
TALAT ÜNLÜ: Doping, sadece Türk halterinin değil, tüm sporun en büyük tehdidi ve belasıdır. Biz bu konuyu bir seçenek değil, mutlak bir kırmızı çizgi olarak görüyoruz. Türkiye Halter Federasyonu olarak “sıfır tolerans” ilkesini kararlılıkla uyguluyoruz.
Öncelikle önleyici yaklaşımı esas alıyoruz. Sporcularımıza, antrenörlerimize ve velilerimize yönelik düzenli eğitim seminerleri düzenliyor; hangi maddelerin yasaklı olduğu, hangi ilaç ve takviyelerin risk taşıdığı konusunda sürekli bilgilendirme yapıyoruz. Genç yaşlardan itibaren temiz spor kültürünü yerleştirmeyi hedefliyoruz.
Denetim tarafında ise hem ulusal hem de uluslararası kurumlarla tam iş birliği içindeyiz. Test süreçleri, takip sistemleri ve bildirime dayalı yükümlülükler titizlikle uygulanıyor. Hiçbir isim, hiçbir başarı bu mücadelenin üzerinde değildir. Kural ihlali yapanla aramıza mesafe koymakta tereddüt etmiyoruz.
Aynı zamanda sporcu sağlığını merkeze alan bir anlayışla hareket ediyoruz. Sağlık kurullarımız, milli takım kamplarında sporcuları yakından takip ediyor; bilinçsiz ilaç kullanımının önüne geçmek için sürekli kontrol ve rehberlik sağlıyor.
Bizim hedefimiz madalya ne olursa olsun değil, temiz, onurlu ve sürdürülebilir başarıdır. Türk halterini geçmişte yaşanan olumsuzluklardan tamamen arındırmak ve dünyaya “temiz spor” mesajını net bir şekilde vermek için bu mücadeleyi tavizsiz şekilde sürdürüyoruz.
RECEP ÇINAR: Türkiye de halterin gelişimi nedir? Kaç ilde yapılıyor siz bu konuda farklı bir proje düşünüyor musunuz?
TALAT ÜNLÜ: Türkiye’de halter, köklü geçmişine yakışır şekilde yeniden yapılanma ve yaygınlaşma süreci içerisindedir. Bugün halter, ülkemizin çok büyük bir bölümünde aktif olarak yapılmakta; özellikle son yıllarda altyapıya verdiğimiz önemle birlikte iller bazında ciddi bir hareketlilik yaşanmaktadır.
Halter şu anda Türkiye genelinde yaklaşık 70’e yakın ilde aktif olarak icra ediliyor. Bu sayı, sadece kulüp sayısının değil; okullar, gençlik merkezleri ve yerel spor tesisleri aracılığıyla spora erişimin de arttığını gösteriyor. Ancak bizim için bu yeterli değil.
Bu noktada farklı ve kalıcı projeler üzerinde çalışıyoruz. En önemli hedeflerimizden biri; halteri sadece belli merkezlerde değil, ülke geneline dengeli şekilde yaymak. Bunun için bölgesel gelişim merkezleri, okul–kulüp iş birlikleri ve erken yaş yetenek taramaları gibi projeleri hayata geçirmeyi sürdürüyoruz. Özellikle halterle tanışma yaşını aşağı çekmek ve sporu tabana yaymak öncelikli hedeflerimiz arasında.
Ayrıca antrenör eğitimlerini güçlendirerek, her ilde doğru bilgiyle çalışan, çağdaş antrenman yöntemlerini uygulayan teknik kadrolar oluşturmayı amaçlıyoruz. Böylece sadece sporcu sayısını değil, sporun kalitesini de artırmayı hedefliyoruz.
Özetle; halter Türkiye’de yayılıyor, güçleniyor ve daha planlı bir yapıya kavuşuyor. Amacımız, Türk halterini sadece başarılarıyla değil, ülke genelindeki güçlü altyapısıyla da örnek bir branş haline getirmek.
RECEP ÇINAR: Son sorum şöyle; Türk halkına halteri sevdiren Naim Süleymanoğlu ile Halil Mutlu oldu. Bu bir gerçek. Bu ülke ne zaman yeni bir Naim veya Halil yakalar? Ve bu konuda beklentileriniz var mı?
TALAT ÜNLÜ: Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu, sadece Türk halterinin değil, Türk spor tarihinin eşsiz değerleridir. Onlar birer sporcu olmanın ötesinde; bir milleti ayağa kaldıran, halteri evlere sokan, çocuklara hayal kurduran isimlerdi. Böyle sporcular kolay yetişmez, hatta açık konuşmak gerekirse “aynılarını” beklemek de doğru olmaz. Çünkü Naim de Halil de kendi dönemlerinin ve şartlarının birer mucizesiydi.
Ancak şuna yürekten inanıyorum: Bu ülke yeni şampiyonlar çıkarma gücüne her zaman sahiptir. Belki bir Naim, bir Halil daha değil; ama kendi dönemine damga vuracak, kendi hikâyesini yazacak yeni büyük sporcular mutlaka çıkacaktır. Bizim görevimiz, bu potansiyelin önünü açacak sistemi kurmaktır.
Bugün altyapıda çok yetenekli, çok karakterli sporcularımız var. Daha bilinçli antrenman, daha güçlü sağlık ve eğitim desteği, dopingden arınmış temiz bir spor anlayışıyla ilerlersek; dünya ve olimpiyat kürsülerinde iz bırakan yeni isimleri görmemiz sürpriz olmayacaktır. Örnek vermek gerekirse son Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında elde ettikleri dereceler ile Erkeklerde Muhammet Furkan Özbek, Yusuf Fehmi Genç, Kaan Kahriman ve genç sporcularımız Kadınlarda Cansel Özkan, Aysel Özkan, Cansu Bektaş, Gamze Altun her geçen gün performanslarını yükselten sporcular olarak karşımıza çıkıyor.
Beklentimiz; sürdürülebilir şekilde efsaneler çıkarabilen bir yapı oluşturmaktır. Türk halteri, yeniden bir hikâye yazıyor. Belki yarın, belki birkaç yıl sonra güzel başarılar gelecektir.
RÖPORTAJ: RECEP ÇINAR/TSYD Genel Başkan Yardımcısıı
14029,89%0,01
42,95% 0,08
50,53% 0,03
5965,27% 0,22
9931,63% 0,00
14029,89%0,01
42,95% 0,08
50,53% 0,03
5965,27% 0,22
9931,63% 0,00