Cerrahpaşa, Sait Gönen ve Volkan Konak
“Cerrahpaşa” denilince iki güzel insanı hatırlarım…
Türk Milli takımını düşünün, bu takımın sol tarafında Volkan Konak, sağ tarafında ise Sait Gönen var…
İkisi de ay-yıldızlı bayrağın dalgalanması için, samimi ve cansiperane ter döküyorlar…
İkisinin de ortak derdi Türkiye…
Türkiye’nin ve üzerinde yaşayanların dertlerini kendilerine dert edinmişler…
Sait Hoca yaşıyor ve Allah ömür verdikçe de bu ülkeye ve insanına hizmet etmeye devam edecektir…
Volkan Konak ise toprak garibi oldu ve bu dünyadan bir kuş misali uçup gitti…
Ve fakat arkasından bir kesim tarafından öyle acayip laflar edildi, edilmeye de devam ediyor ki, insanın canını acıtıyor…
Benim rahmetli dedem “ölen kim olursa olsun, arkasından kötü konuşmayın, günaha girersiniz” demişti…
Ölen bir insan Müslümansa “Allah rahmet etsin” Müslüman değilse de “toprağı bol olsun” derim…
Çünkü ölümden ve hastalıktan kurtuluş yok…
Belki hastalıktan kurtulabiliriz, ama ölümden kaçış yok…
Dolayısıyla ölen kim olursa olsun, sevinmemek lazım, ölüme sevinerek, ölenin yakınlarını incitmemek lazım…
Ölen kişi benim düşmanım da olsa, “Allah taksiratını affetsin” der geçerim, dostum ise rahmet dilerim…Bu dünyadan göç eden insanların sevaplarını da, günahlarını da Yaradan bilir…Allah’ın yarattığı bizler “hüküm” sahibi değiliz…
Volkan Konak’ın ölümünden sonra ağzı olan konuşmaya başladı…
Kimisi cahilce, kimisi ukalaca, kimisi de kendisini Yaradan’ın vekili gibi görüp, ahkam kesiyor, kesmekle kalmıyor, hüküm de veriyor…
Bunun namazı kılınmamalı…
Bunun mezara olmamalı…
Bunun duası yapılmamalı…
Bunun “sal”ının altına girilmemeli gibi, burun sızlatan laflar üretiyorlar…
Hükmü veren ve verecek olan Yaradan, size ne oluyor?
Cennete ve Cehenneme bileti sizler mi kesiyorsunuz?
Hayırdır!
Kimin iyi, kimin kötü olduğunu Allah bilir…
Bağışlayıcı olan Allah, size ne, kime ne?
Zümer Suresi, 53. Ayet der ki, “Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki, O çok bağışlayan ve esirgeyendir.”
Ayet, “Allah bağışlayandır” diyor…
Volkan Konak’ın yüreğini biliyor musunuz ya da onun Allah’la baş başa kaldığı zaman Yaradan’a yalvarıp yakardığını?
Veya son nefesini verirken şahadet getirdiğini bileniniz var mı?
Bilmiyoruz…
O nedenle ön yargılı olmamak lazım…
Varsa günahı, cezasını siz değil, Yaradan verir…
Büyüklerimizin kendilerinden sonrakilere miras bıraktığı, “Bizim inancımızda ölenin arkasından konuşulmaz” gibi, kulaklara küpe olması gereken bir kurala neden sahip çıkmayız?
Büyüklerin bizlere miras olarak bıraktığı tarlaya tapana, eve barka sahip çıkarız da, bu altın öğütleri neden sahiplenmeyiz?
Günaha girdiğinizin farkında mısınız?
Çünkü, ölenin arkasından konuşmanın günah olduğunu bile bile acımasızca ve fütursuzca laflar ediyor, cümleler kuruyorsak, bunun Allah katında günah olduğunu da bilmemiz lazım…
Mesela bu adam 100’e yakın öksüz, yetim, kimsesiz çocuğu okutuyor, bu çocukların istikballerine bir yön veriyor…
Soru şu; 100’e yakın öksüz ve yetim çocuğu okutan bu adama ne diyebilirsiniz?
Bu çocuklara, yani bu öksüz ve yetim çocuklara yardım ettiği için, Peygamber efendimizin yüzü suyu hürmetine Yaradan, Volkan Konak’ı bağışlar mı?
Kimbilir…
O nedenle cennet ve cehenneme kimin gireceğini, kimin çıkacağını Allah bilir…
Dolayısıyla Volkan Konak artık, sevabıyla ve günahıyla Yaradan’ın huzurundadır…
Ben sizin yerinizde olsam hüküm vermem, Allah’a havale ederim…
Ben mi?
“Allah taksiratını affetsin” demekten başka da bir şey gelmiyor aklıma.
***