Sorun, Çağdaş Atan’ın kişiliği, karakter yapısı veya egolu ya da kibirli oluşu değildi…
Sorun, onca başarısızlıktan sonra Konyaspor’da ne yaptığı ve kalması halinde ne yapacağıydı!
Üstelik, oyuncusuyla, taraftarıyla ve basınıyla barışık olmayan Çağdaş Atan’ın iki yakasının bir araya gelmeyeceğini kendisinin dışında herkes biliyordu…
Gaziantep ve Beşiktaş maçlarından sonraki açıklamaları, özellikle de yerel basına yönelik suçlamaları çok yakışıksızdı!
Konyaspor’u sevenleri hem karaladı, hem de yaraladı…
Sonra da, bu yaranın dikiş tutacağını zannetti…
Oyuncusuyla, taraftarıyla, yerel basınıyla yaşadığı sıkıntılar nedeniyle, kulüp başkanı ya da yönetim, teknik patronun arkasında durmuyor, haklı olarak yeterliliği ya da yetersizliği masaya yatırılıyor, B planı devreye sokuluyorsa, defoyu kendisinde aramalıydı Çağdaş Atan…
Öyle değil mi?
Konyaspor ailesinin huzuru yoktu…
Çağdaş Atan’a hiç mi hiç güveni…
Hem de çokça sebeple…
Güvensizliğe neden de Çağdaş Atan’ın bizatihi kendisi üstelik…
Tekrar olacak, ama söylemeliyim; yönetim, futbolcu, taraftar ve basınla barışık olmayan Çağdaş Atan’ın iki yakasının bir araya gelmesi mümkün değildi…
Başarısız olması da cabası…
En önemli sorunu ise Konyaspor için yetersiz oluşuydu…
Bunu bildiği halde burnundan kıl aldırmadı, aldırmadığı gibi de inatla yarayı kaşımaya devam etti…
Ve kabul görmez icraatları ile bol bol malzeme verip, iştahları kabarttı…
Sadece yerel değil, ulusal basının da gündemine girdi…
Konyaspor’da kalsaydı ya da yönetim devam etmesine göz yummuş olsaydı, baskıyı iliklerine kadar hissedecek, debelendikçe batacaktı Çağdaş Atan…
Kendisi batsa neyse…
Konyaspor’u da batıracaktı!
xxx
İLHAN PALUT
Ömer Atiker ile Fatih Özgökçen ikilisi kafa kafa verip, doğruda buluşmuş, Çağdaş Atan’a “güle güle” İlhan Palut’a da “hoş geldin” demişler…
Bence de iyi yapmışlar...
İlhan Palut ne yapar?
İşi kolay değil…
Elinde sihirli değnek yok…
Kaldı ki, zor bir fikstürle karşı karşıya…
Oyuncuları toparlaması kolay olmayacak…
Ama, Konya’da yarım kalan bir işi var, umarım o işini başarılı bir şekilde tamamlar…
Konyaspor konusunu şimdilik özetlersem; futbolun aktörleri, yani yönetenler, oyuncular, teknik adamlar birbirleri ile aynı duygu ve aynı hedef birlikteliğinde yürürlerse, basın ve taraftar da kendilerine bu anlamda destek verirse, şehrin takımının sırtı yere gelmez.
VELESBİT (BİSİKLET) MÜZESİ
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, gerçekten sporu seven ve spora hizmet eden bir adam…
Avrupa Pist Bisikleti Şampiyonasını takip etmek için Konya’ya gelen yerli ve yabancı basın mensupları Konya’da olağanüstü günlere şahitlik ediyorlar…
Özellikle İstanbul’dan gelen spor gazetecisi arkadaşlarımız, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ve Başkan Uğur İbrahim Altay’ın bisiklet sporuna verdiği önemi hayranlıkla karşıladılar…
Başkanın Altay’ın bisikletle ilgili sözlerini büyük bir dikkatle dinleyen basın mensupları, özellikle 680 kilometrelik bisiklet yolunun Konya’da olmasını normal karşılarlarken, hem arazinin bisiklete binmek için elverişli olmasının hem de Başkan Uğur İbrahim Altay’ın bisiklete olan sevdasının önemine vurgu yaptılar…
Başkanın 100 binden fazla çocuğu bisikletle buluşturmasına da dikkat çeken gazeteciler, Konya’nın durup dururken ya da bütün dünyayı Konya’ya çağıran Hazreti Mevlana’ya güzellik olsun diye “2026 Avrupa Bisiklet Başkenti” ilan edilmediğinin altını çizdiler…
Konya her ne kadar Mevlana ile özdeşleşmiş olsa da, bisiklet ile de iç içe olması önemseniyor…
Uğur Başkanın ön ayak olduğu “Velesbit Müzesi”ne sadece misafirlerimiz değil, bizler de hayran kaldık…
Müthiş bir iş çıkarmış Uğur Başkan…
Kılıçarslan Meydan Evlerinde hayata geçirilen “Velespit Müzesi”ni özellikle sakin kafayla ziyaret etmek istiyorum…
Çünkü, ülkemizde başka bir şehirde böyle bir hizmetin olduğunu sanmıyorum…
Başkan Altay, bu müzeyi sadece ziyaretçilerin gelip görmesi için değil, çocukların bisikleti tanımaları, sevmeleri ve sürmeleri için de ön ayak olmuş…
Harbiden muhteşem olmuş…
Ne diyebilirim ki, “helal olsun” demekten başka…
Bu arada sadece ben değil, İstanbul’dan gelen spor gazetecisi arkadaşlarımız da “helal olsun” demekten geri kalmadılar.